Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihi içerisinde bir vakıf kurumu olarak varlığını sürdürmüş olan Balat Or-ahayim Hastanesi’nin öyküsü, 1800’lü yılların sonlarında birkaç gencin, muhtaç hastalara, evlerinde tıbbi yardım götürme çabalarından, 2025 yılına kadar süren bir dayanışma ve fedakarlık öyküsü…

“Hayat Işığı” anlamına gelen Or-ahayim hastanesi, 1898 yılında, idealist doktorların ve hayırseverlerin katkılarıyla, Sultan II. Abdülhamid’in fermanıyla küçük bir sağlık ocağı olarak kurulmuş.

Fikrin babası ve kurucuların başkanı Dr Yüzbaşı Rafael Dalmediko. Diğer kurucu üyeler arasında Dr. Avramino dö Kastro, Abraham Gerson, Amiral Dr. İzak Molho Paşa, Jakob Habib, Jozef Halfon, Robert Levi, Yuda Levi Kebapçıoğlu, Samuel Rizo, Elia Suhami Rafael Levi, Dr. İzidor Grayver Paşa, Dr. Eliyas Kohen Paşa gibi isimler var.

Hastanenin tarihinde önemli rolü olan hekimlerden biri Atatürk’ün de doktoru olan Dr. Samuel Abravaya Marmaralı. Marmaralı, mezunu olduğu Haydarpaşa Tıp fakültesinde 25 yıl ders vermiş, 2.ci Meşrutiyet’in ilanından sonra atandığı Meclis-i Alt-i Sıhhi üyeliğini 15 yıl sürdürmüş, TCMM’nin 4cü ve 5ci dönemlerinde Niğde’den bağımsız milletvekili seçilmiş ve Or-Ahayim hastanesine 40 yıl hizmet vermiş.

Or-Ahayim Hastanesi’nin temeli, evlere dağıtılan yardım kumbaraları, yurtdışına yapılan yardım çağrıları, balolar, piyesler, sokaklarda rozet satışı gibi çeşitli faaliyetlerle toplanan 11 bin altınla atılmış. Mimar Gabriel Tedechi imzalı hastanenin inşaatı iki yılda bitirilmiş.

Or-Ahayim, iki dünya savaşı, Balkan Savaşı, İstanbul’un işgali, ve çeşitli göçlere tanıklık etmiş. 1914’de Birinci Dünya Savaşı sırasında hastanenin önce 30 yatağı, ardından da 40 yataklık karantina pavyonunu yaralı askerlerin bakımı için Hilal-i Ahmer’e (Kızılay) tahsis edilmiş. Hastane çalışanları üstün gayretlerinden ötürü Kızılay tarafından onur madalyası ile ödüllendirilmiş. 1921’de Rusya’dan, 1934’de Polonya’dan gelen göçmenleri ağırlamış.

Or-Ahayim Hastanesi’nin tarihindeki ikinci önemli dönüm noktası 1920’li yıllarda yaşandı. Bu dönemde Bağdatlı iş insanı Sir Elly Kadoorie hastaneye büyük bir bağış yaptı. Bu bağışla hastane alanına üç büyük bina inşa edildi ve Or-Ahayim’in çehresi bütünüyle değişti. Bu tarihten itibaren hastanede modern sağlık hizmetlerinin temelleri atıldı. Sir Kadoorie’nin bağışıyla inşa edilen binalardan ikisi, hastanenin faaliyetlerini sürdürdüğü son döneme kadar kullanılmaya devam etti. Üçüncü bina ise yerine yenisi yapılmak üzere 2004 yılında yıkıldı.

Hastane tarihinin kilometre taşlarından biri de 2004 yılında yıkılan binanın yerine yeni bir yapının inşa edilmesi ve bu yapının 2005 yılında Alegra Torel Geriatri Pavyonu olarak hizmete açılmasıydı. Otuz oda, 50 yatak, poliklinik bölümü, acil bölümü ve tahlil laboratuvarından oluşan bu bölüm, dönemin modern tıbbi cihazlarıyla donatıldı.

Özetle, Sultan II. Abdülhamid’in ekmek ve et yardımları da dâhil olmak üzere zaman içinde toplanan bağışlar; insana duyulan büyük sevgi ve insanlığa hizmet etme inancıyla atılan adımlarla birleşti. Taş üzerine taş koyarcasına büyütülen, büyük bir emek ve fedakârlıkla dantel misali işlenen bu 126 yıllık tarih, Balat Or-Ahayim Hastanesi’ni İstanbul’un sağlık ve dayanışma tarihinde önemli bir yere taşıdı.

Talmud’daki bir mesel, tek başına bahçesine ağaç diken yaşlı bir adamın öyküsünü anlatır. Oradan geçmekte olan hükümdar, yaşlı adama alaycı bir ifadeyle 70 yıl sonra meyve verecek olan bu ağacın ürününü tatmayı nasıl ümit ettiğini sorar. Yaşlı adam, etrafındaki diğer ağaçları göstererek şöyle cevap verir: “Atalarım, benim bu ağaçların meyvesini yiyebilmem için emek verdiler. Şimdi de bana düşen, benden sonraki kuşakların faydalanabilmesi için gayret göstermektir.”

Özel Balat Or-Ahayim Hastanesi’nin öyküsü de yukarıda sözü edilen ağacın hikâyesinden farklı değildir. Kurumu yüz yılı aşkın bir süre önce kuranlar, onu on yıllar boyunca yaşatanlar, geliştirenler ve geleceğe hazırlayanlar; Talmud’da bahsedilen yaşlı bilgenin taşıdığı sorumluluk anlayışıyla hareket ettiler. Or-Ahayim’li olmak, bir geleneği ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir hizmet anlayışını yaşatmak anlamına geliyordu. Uzak geleceği görebilmek ve sonraki kuşakların isimsiz kahramanları olmayı göze almak demekti.

Dinler Üstü Hizmet Anlayışı

Kendine özgü bir yönetim geleneği oluşturan hastane; Hastane Komitesi, Kadınlar Komisyonu, Gençlik Kolu ve Pembe Melekler gibi grupların inançlı, gönüllü ve fedakâr çalışmalarıyla uzun yıllar varlığını sürdürdü. Bir insani yardım kuruluşu olarak dinler üstü bir anlayışla hizmet vermiş olan Balat Or-Ahayim Hastanesi, kuruluş misyonu doğrultusunda sağlık hizmetine ihtiyaç duyan herkesi geçmiş yıllar içerisinde kucakladı.

Hayat Işığı’nın Mirası

1898 yılında birkaç idealist gencin evden eve taşıdığı merhamet, zamanla Balat’ın kıyısında binlerce insana şifa sunan büyük bir kuruma dönüştü. Or-Ahayim, 127 yılı aşkın yolculuğu boyunca yalnızca hastaları tedavi etmekle kalmadı; savaşların, göçlerin, salgınların ve değişen zamanların içinde insan onurunu koruyan köklü bir dayanışma geleneği oluşturdu.

Hastanenin sağlık hizmetlerinin sona ermiş olması, Or-Ahayim’in hikâyesinin de sona erdiği anlamına gelmez. Çünkü bir hastanenin mirası yalnızca açık kapıları, odaları ve koridorlarıyla sınırlı değildir. Bu miras; dokunduğu hayatlarda, yetiştirdiği hekimlerde, özveriyle görev yapan çalışanlarında, iyileşen insanların hatıralarında ve sonraki kuşaklara bıraktığı vicdan anlayışında varlığını korur.

Talmud’daki yaşlı adamın diktiği ağaç gibi, Or-Ahayim’i kuranlar da meyvesini bütünüyle göremeyecekleri bir gelecek için emek verdiler. O ağacın gölgesinde kuşaklar boyunca binlerce insan şifa, teselli ve umut buldu. Bugün bu büyük emeği yalnızca geçmişten kalan değerli bir hatıra olarak değil; dayanışmanın, fedakârlığın ve dinler üstü insan sevgisinin kuşaktan kuşağa aktarılacak bir emaneti olarak korumak büyük önem taşımaktadır.

Or-Ahayim’in kapıları kapanmış olsa da 127 yıl boyunca yaktığı “Hayat Işığı” sönmedi. Bu ışık; dokunduğu hayatlarda, anlatılan hatıralarda ve hiçbir karşılık beklemeden bir başkasının iyiliği için uzanan her elde varlığını sürdürmeye devam edecektir.